Sevgi Soysal - Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu




Bir dönemin romanı bu . Ulaş Bardakçı’nın sokak ortasında katledildiği , Mahirlerin cezaevinden kaçış zamanları , Deniz’lerin idamına ramak kalan dönemler .  Mamak , Selimiye , Yıldırım bölge 12 mart , insan yakma , tutuklamalar , işkenceler , kontrgerilla vahşetleri ,seyyar işkenceciler ,  ihanet , direniş , komik  anlar her şey kitapta mevcut . Tanık olmak sanık olmaya dönüşüyor .
Günlük tadında yazılmış bu kitabın her paragrafında
eril zihniyet ve onun araçsallaşan mekanları eleştirilmektedir .
Cezaevi , gardiyanlar , komuta kademesi , hizaya getirmeye çalışan albaylar , müdürler , jop gösteren polisler , gardiyanlar ve bunlar karşısında dik durmaya çalışan bir avuç güzel kadın var .
Behice Boran , Oya Baydar ,Sevim Onursal ve Sevgi Soysal gibi daha nice kadın aynı koğuşta ortak gülüşmelerde buluşuyorlar .




‘’Oldum,  olası kurallar içinde yaşamaya zorlandığım zaman  uymak zorunda bırakıldığım kurallardan daha katısını kendim koyarım . Bu bana , dıştan gelen baskıyı kendi coğrafyam içinde tesirsiz bıraktığım duygusu verir .
Tutukevinde de öyle yapıyorum . Erken kalkmamız mı isteniyor ? Ben daha erken kalkıyorum . Sayım düzeni mi var ? Ben ondan daha çok disiplin isteyen jimnastik şartı koyuyorum kendime .’’


Sevgi güçlü bir kadın , kitabın sonuna dek bunu hissediyor insan . Kendine hükmedişi , otoriteyi reddedişi , yapılan baskıları zekasıyla esnetmesi , boşa çıkarması kitabın akışına ayrı bir tat katıyor .


‘’Albay , herkesin hazrol durduğuna emin olduktan sonra , gönlü olmuşçasına komut veriyor :
‘’rahat!’’

ama kimse bozmuyor durumunu . Herkes , yine hazrol durumunda , taş gibi .

‘’rahat !’’

Albayın sesi babacanlığını yitiriyor . Sinirlendiği belli . Havalandırma avlusunda , kadın tutuklu heykelleri dizilmiş sanki . Bu görünüm rahatsız ediyor onu . Albay önümde dikilip bağırıyor :

‘’rahat , dedim sözcü , rahat , dedim ‘’
iyice sakin bir sesle cevap veriyorum albaya .

‘’biz , böyle rahatız komutanım ‘’


Nüktedan yanı bir hayli güçlü olan Sevgi koğuşun sözcüsü olmuştur . Bunun gibi onlarca sahne var kitapta . Eril iktidarı alaşağı edecek bir dil ve söylem tutturuyor koğuşta . Albay ensesini kaşıyıp çıkıyor koğuştan çünkü karşısında edilgen kadınları bulamamıştır . Rezil rüsva etmiştir onu Sevgi , apoletleri dökülmüştür üzerinden . Sonrası bir gülüşme yankılanıyor koğuşta .

‘’vatan niçin senin oluyormuş ‘’?
‘’benim tabii , geçen gün babam çarşıdan  aldı bana . Benim işte , benim işte …’’

Bu da koğuşta yaptıkları bir tiyatro gösterisinde geçen bir diyalog .
Vatan sevdalılarının gönlünü kıracak kadar anlamlı .

‘’Bizleri burada tutanlar bizim sağlığımızla da ilgilenmek zorundalar .
Zorundalar evet . Aynı kontrgerilladaki doktorların işkenceden sonra , kurbanın daha ne kadar dayanabileceğini saptamak zorunda olmaları gibi .
Bizim Yıldırım Bölgedeki doktorların , işkencedekilerden pek farkları yok . Onun için , aslında bu doktorları hepten boykot etmek daha iyi olacak .’’


Her yanıyla direnişe , protestoya , redde hazır duruyor bu kadınlar . Güçlü kadın , özgür kadın temsiliyetini tam da gözetleme mekanında  yapmaya çalışıyorlar . Yer yer bunu başardıkları da görülüyor .


‘’Kendiliğinden bir oyun gelişiyor koğuşta .
Oya’nın örgüsünü söküyoruz . Oya bunu nasıl olsa , bir saatte yeniden örer . Amacımız , örgüt başını bulmak . ‘’ İllegal Şiş Örgütü ‘nün başını . O sıralarda , basında ‘ yılanın başı bulundu , bulunacak ‘ gibi laflar dolaşıyordu . Biz kendi hesabımıza , vatandaşlık görevimizi yapmaya hazırız . Örgüyü sökelim , örgüt başı bulunacak . Uzayan yünü ranzadan ranzaya çekiştiriyoruz . Nereye kadar uzanırsa örgütün başı orda . Biraz da bilerek Behice Hanım’a doğru çekiştiriyoruz yünü . Nasıl olsa , cezaevi yönetimine göre de fesadın başı o . Behice Hanım oyunumuz bozmuyor .
Ben hemen bir baskın oluşturuyorum . Başımıza hamam tası , tas falan ne bulursak geçirip , örgüt başının evini basmaya gidiyoruz . Siren sesleri çıkararak .’’


Sahnelenecek bir metin bu . Her şey Sevgi’nin başının altında çıkıyor .
Mizahi yanı çok güçlü , dili yalın ama iğneleyici , sade olduğu kadar derinlikli .
Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu bir dönemin tanıklığıdır .
Sevgi o dönemin ‘’hem tanığı hem de sanığıdır ‘’ .
Hapishanelerde geçiyor ömrü .
Çok erken yaşta gelen ölümü çok üzücüdür . Yaşasaydı yine hapishanelerin tozlu dosyalarında kendine yer bulurdu .


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Abdullah Aren Çelik - Yediler Teknesi

Jo March ve Pervin

Freud-Anna-Melanie Klein Savunması