Edgar Morin - Aşk , Şiir , Bilgelik
‘’Niçin
gece ve sis içindeyiz ? ‘’
Arınmak için mi ? Yeniden dirilmek için midir bu hüzün yağmurları ?
Yılan gibi deri değiştirmemiz mi gerekiyor ?
‘’Aslında her yenilik , kaynağına ve eskiye dönmekten geçmelidir . ‘’
öyleyse her yetişkin çocukluğuna döner . dönecektir .
Zira ihtiyarların huysuzluğu nasıl açıklanabilir ?
Çocukluğa dönüş , saflığa dönüştür . Çocukluğa dönüş , özgür eyleme , doğallığa , doğaya dönüştür .
Amargi’ye dönersen , çocuk rahme yeniden düşer .
‘’içe bakış çabası hayatidir ve esef verici olan , bunun hiçbir yerde öğretilmemesidir . öğretilmediği gibi , bundan bihaber kalınır – tıpkı sadece davranışları hesaba katan davranışçı psikologlar , ya da içebakışa değer vermeyen ve beyinle nöronlardan başka şey görmeyen o sinirbilimciler gibi …’’
Ruhsuz , maddeci bir dünyanın temel yapıtaşını oluşturan bu anlayıştır . Ne zaman ki içine doğru yönelimde bulundun hemen seni çevreleyen gözetleme kulelerinde , megafondan ses yankılanır ‘ kendi kendine konuşma ‘ .
‘’ Çok bilgece yaşamak çılgınlıktır . Aşk denen çılgınlıkta aşkın bilgeliğinin bulunduğunu kabul etmek zorundayız . Yaşamda önemli olan aşktır . Barındırdığı tüm tehlikelerle ….’’
Yaşam , AŞK üzeredir . Aşk dolu yaşam ŞİİR’e dönüşür .
Bu BİLGE kişinin de varolmasını emreder .
Aşıklar göğü zaptedenlerdir .
Göğü zaptetmeye kalkışanlar ancak çılgınlara özgü bir deliliği yaşarlar .
Delilik toplum üstü bir içkinliktir .
Toplum kendinden olmayanı hapseder .
Toplum aşkı , şiiri , bilgeyi hapseder .
Yılan gibi deri değiştirmemiz mi gerekiyor ?
‘’Aslında her yenilik , kaynağına ve eskiye dönmekten geçmelidir . ‘’
öyleyse her yetişkin çocukluğuna döner . dönecektir .
Zira ihtiyarların huysuzluğu nasıl açıklanabilir ?
Çocukluğa dönüş , saflığa dönüştür . Çocukluğa dönüş , özgür eyleme , doğallığa , doğaya dönüştür .
Amargi’ye dönersen , çocuk rahme yeniden düşer .
‘’içe bakış çabası hayatidir ve esef verici olan , bunun hiçbir yerde öğretilmemesidir . öğretilmediği gibi , bundan bihaber kalınır – tıpkı sadece davranışları hesaba katan davranışçı psikologlar , ya da içebakışa değer vermeyen ve beyinle nöronlardan başka şey görmeyen o sinirbilimciler gibi …’’
Ruhsuz , maddeci bir dünyanın temel yapıtaşını oluşturan bu anlayıştır . Ne zaman ki içine doğru yönelimde bulundun hemen seni çevreleyen gözetleme kulelerinde , megafondan ses yankılanır ‘ kendi kendine konuşma ‘ .
‘’ Çok bilgece yaşamak çılgınlıktır . Aşk denen çılgınlıkta aşkın bilgeliğinin bulunduğunu kabul etmek zorundayız . Yaşamda önemli olan aşktır . Barındırdığı tüm tehlikelerle ….’’
Yaşam , AŞK üzeredir . Aşk dolu yaşam ŞİİR’e dönüşür .
Bu BİLGE kişinin de varolmasını emreder .
Aşıklar göğü zaptedenlerdir .
Göğü zaptetmeye kalkışanlar ancak çılgınlara özgü bir deliliği yaşarlar .
Delilik toplum üstü bir içkinliktir .
Toplum kendinden olmayanı hapseder .
Toplum aşkı , şiiri , bilgeyi hapseder .

Yorumlar
Yorum Gönder