Radiy Fiş-Bir Anadolu Hümanisti Mevlana
Kitap böyle yazılır’a örnek bir kitap . Radiy Fiş mürekkebi
boşa akıtan biri değil , bu kitabında da bunu kanıtlamaktadır .
Nazım’ın dostu Radiy , hem Bedreddinde hem de Celaleddin Rûmîde kelimeleri semaha kaldırıyor . İnanır mısınız sahneleri öyle güzel tasvir ediyor ki , kalemi alıp resmetmek istiyor içimizdeki o coşku ..
Savaşlar içinde büyüdü bu çocuk , baba otoritesi altında yaşadı .
Celaleddin Moğolların zülmünden kaçtı hep . Hep sürgün yaşadı ta ki Konya’ya demirleyene kadar kervanları .
Herkesin saygı duyduğu babası gibi olmaya çabaladı , aşık oldu Gevher’e , Sultan Veled doğdu onlardan .
İslamın ana damarını oluşturan hadisleri , meselleri daha genç yaşında ezberledi , Kahirenin kelli felli hocalarından dersler aldı , ilmi dersleri başarıyla geçti .
Savaştan kaçıpta demirledikleri Konya’da bu ona bir ağırlık kazandırmıştı , babasının vefatından dolayı, boşalan koltukta yer etmişti kendine . Ama daha genç biri olması sebebiyle Konya’nın ileri gelen uleması bunu kabullenecek değildi . Onun Kahireye gidip daha sıkı çalışmaya girişmesi , halifenin diyarında belgelerle icazetle dönmesi gerektiğini savunuyorlardı . Celaleddin buna boyun eğip Kahire yollarına düşecek sonra . Klasik durağan bir yolda ilerlerken Celaleddin , onun çehresini yine çocukluğu değiştirecek .
Çocukluk hocası Seyidle tekrar yollarının kesişmesi dönüm noktasıdır .
Seyid Burhaneddin Celaleddinin asıl beslenme kaynağı oluyor .
Seyidden etkilenmemek ne mümkün .
Sufi yolun şah damarını ortaya çıkarıyor . Celaleddini o noktaya ulaşması için dilenciliğe , aç bırakmaya yönlendirecek testlere girişiyorlar . Yoksulluğun dip noktası olan mahallelerin birine götürüyor onu ; kazıklara asılmış hayvan leşlerinden akan pıhtılaşmış kanı gösterip ona , ‘ eğer bedenim açlığa zorluyorsa beni hep buraya geliyorum , işte diyorum eğer acıktıysan o damlayan kanın dibine çökmüş köpekler gibi yap , git de o kandan beslen ‘ bundan başka sana yemek yok diyorum . Celaleddinin midesi bulanmış bu görüntüden etkilenerek günlerce yemek yememişti . Bu şekilde ona nefsiyle terbiye yolunu öğretmişti . Erbaine(inziva) girişi şeriat-tarikat-hakikat yolunda doruğa ulaşma noktası oluyor Rumî için . ham Celaleddin pişiyor , . İbn-i Arabi’den bile etkilenemeyen bir doğulu katar katar göç eylemiş , Konya’ya sürmüş eşeğini . Celaleddin’e ufukta ‘yanmak’ mı gözüküyor ? Güneş Konyaya doğru yaklaşıyor . Celaleddinin dünyası değişecek . Daha ilk karşılaşmada bu değişim sancıları gerçekleşiyor . Çarşıda öğrencileriyle gezinen Celaleddinin karşısına geçip sorular soruyor bu kervancı . Bundan sonra başlayan sıcak dostluk , kendisiyle beraber düşmanlarını da yaratacaktır .
Öyle ki ‘ yalınayak başı kabak biri türedi çıktı . Müslümanların pişvasını yoldan çıkarıyor ‘ diye homurdanmaya baslıyor ulema sınıfı . Şemsin gelişi en cok onları rahatsız edecektir çünkü Şems Celaleddini tarikattan klasik derviş yaşamından alıkoymaktadır . Ulema hocasız kalmıs öfke solumaktadır . Şems mistik bir yasam sürmektedir . Şöhretten , gösterişten uzaktır . Kaldığı kervan odasında iki üç parça eşyasından başka bir şeyi yoktur . Onun bu yaşayış tarzından etkilenecek Rumi , üzerindeki süslü hoca hırkasını atıp sade gösterişten uzak bir derviş hırkasını giyinecektir . Şems müzik tutkunudur . Bu özelliği de Celaleddine sirayet edecektir . Şemsin katledilmesinden sonra , ki o katledildiğini hiç bilemeyecektir , sokak ortasında semah ettiğine şahit olacaktır Konya ahalisi . Aşka düşecektir Celaleddin .
Nazım’ın dostu Radiy , hem Bedreddinde hem de Celaleddin Rûmîde kelimeleri semaha kaldırıyor . İnanır mısınız sahneleri öyle güzel tasvir ediyor ki , kalemi alıp resmetmek istiyor içimizdeki o coşku ..
Savaşlar içinde büyüdü bu çocuk , baba otoritesi altında yaşadı .
Celaleddin Moğolların zülmünden kaçtı hep . Hep sürgün yaşadı ta ki Konya’ya demirleyene kadar kervanları .
Herkesin saygı duyduğu babası gibi olmaya çabaladı , aşık oldu Gevher’e , Sultan Veled doğdu onlardan .
İslamın ana damarını oluşturan hadisleri , meselleri daha genç yaşında ezberledi , Kahirenin kelli felli hocalarından dersler aldı , ilmi dersleri başarıyla geçti .
Savaştan kaçıpta demirledikleri Konya’da bu ona bir ağırlık kazandırmıştı , babasının vefatından dolayı, boşalan koltukta yer etmişti kendine . Ama daha genç biri olması sebebiyle Konya’nın ileri gelen uleması bunu kabullenecek değildi . Onun Kahireye gidip daha sıkı çalışmaya girişmesi , halifenin diyarında belgelerle icazetle dönmesi gerektiğini savunuyorlardı . Celaleddin buna boyun eğip Kahire yollarına düşecek sonra . Klasik durağan bir yolda ilerlerken Celaleddin , onun çehresini yine çocukluğu değiştirecek .
Çocukluk hocası Seyidle tekrar yollarının kesişmesi dönüm noktasıdır .
Seyid Burhaneddin Celaleddinin asıl beslenme kaynağı oluyor .
Seyidden etkilenmemek ne mümkün .
Sufi yolun şah damarını ortaya çıkarıyor . Celaleddini o noktaya ulaşması için dilenciliğe , aç bırakmaya yönlendirecek testlere girişiyorlar . Yoksulluğun dip noktası olan mahallelerin birine götürüyor onu ; kazıklara asılmış hayvan leşlerinden akan pıhtılaşmış kanı gösterip ona , ‘ eğer bedenim açlığa zorluyorsa beni hep buraya geliyorum , işte diyorum eğer acıktıysan o damlayan kanın dibine çökmüş köpekler gibi yap , git de o kandan beslen ‘ bundan başka sana yemek yok diyorum . Celaleddinin midesi bulanmış bu görüntüden etkilenerek günlerce yemek yememişti . Bu şekilde ona nefsiyle terbiye yolunu öğretmişti . Erbaine(inziva) girişi şeriat-tarikat-hakikat yolunda doruğa ulaşma noktası oluyor Rumî için . ham Celaleddin pişiyor , . İbn-i Arabi’den bile etkilenemeyen bir doğulu katar katar göç eylemiş , Konya’ya sürmüş eşeğini . Celaleddin’e ufukta ‘yanmak’ mı gözüküyor ? Güneş Konyaya doğru yaklaşıyor . Celaleddinin dünyası değişecek . Daha ilk karşılaşmada bu değişim sancıları gerçekleşiyor . Çarşıda öğrencileriyle gezinen Celaleddinin karşısına geçip sorular soruyor bu kervancı . Bundan sonra başlayan sıcak dostluk , kendisiyle beraber düşmanlarını da yaratacaktır .
Öyle ki ‘ yalınayak başı kabak biri türedi çıktı . Müslümanların pişvasını yoldan çıkarıyor ‘ diye homurdanmaya baslıyor ulema sınıfı . Şemsin gelişi en cok onları rahatsız edecektir çünkü Şems Celaleddini tarikattan klasik derviş yaşamından alıkoymaktadır . Ulema hocasız kalmıs öfke solumaktadır . Şems mistik bir yasam sürmektedir . Şöhretten , gösterişten uzaktır . Kaldığı kervan odasında iki üç parça eşyasından başka bir şeyi yoktur . Onun bu yaşayış tarzından etkilenecek Rumi , üzerindeki süslü hoca hırkasını atıp sade gösterişten uzak bir derviş hırkasını giyinecektir . Şems müzik tutkunudur . Bu özelliği de Celaleddine sirayet edecektir . Şemsin katledilmesinden sonra , ki o katledildiğini hiç bilemeyecektir , sokak ortasında semah ettiğine şahit olacaktır Konya ahalisi . Aşka düşecektir Celaleddin .

Yorumlar
Yorum Gönder