Jose Saramago - İsaya Göre İncil
Güzel bir adamın ülkesini terk
etmesine , sürgüne gönderilmesine sebep olan muhteşem bir kitap . Söylenecek
sözler ne kadar yer doldurur bilemem ama Saramago’yu hain ilan edecek kadar
güçlü bir başkaldırı örneğinden bahsederken söze dikkat etmek gerekiyormuş gibi
hissediyorum .
Sorgulama , örtüleri kaldırma romanını yazmış Saramago . Babayı , anneyi sorguluyor , kardeşi aileyi komşuyu . Buradan yola çıkarak zirveye tırmanıyor Tanrıya ve şeytana tutanak tutuyor , savunma bekliyor . Bu mahkemeyi de sisli bir nehrin ortasında kayık içinde kuruyor Saramago . O sahnenin filmi de çekilir ayrı bir destan örneği de olabilir . O sahnededen bir ayet paylaşayım ; ‘sizi sahile götüreyim de insanlar tanrı ve şeytanın birbirlerine ne kadar benzediğini , birbiriyle ne kadar iyi anlaştıklarını görsün , dedi İsa ‘
Romanın verili metinlere bağlı kalarak yapılan kurgulaması çok güçlü . İsa’nın babası olan Aziz Yusuf’un komşusunu kurtarmak için civar köye gidişi ve orada Romalılara denk gelip çarmıha gerilişi ne büyük trajedidir . İyi niyetinin kurbanı olarak sallandırılacaktır , tüm masumiyetiyle marangoz Yusuf .
Evi terk eden genç İsa’nın kiliseye gidişi , orada sorduğu sorular , çobanın yanında işe başlaması , Fısıh festivalinde kuzuyu kesmeyi reddetmesi
kaderine doğru adım adım ilerlemektedir . Kuzu sürüden ayrılır , çöle iner tanrı , çırılçıplak İsa’nın karşısına çıkar bir bulut kümesi olarak .
Rab ile konuştuğunu bir an önce annesi , Nasıralı Meryem’e kardeşlerine anlatmak için eve dönmek için yollara düşer ama bilmez o evde ona inanan kimsenin olmadığını . Bu evden ikinci kez ayrılır ama bu kez dönmemek üzere .
Mecdel’de ona inanan biriyle tanışacaktır . Bu bir fahişe kadındır . İsa acılarını onun diri göğüslerinde unutacaktır . Mecdelli Meryem’e güvenip ona Rab ile aralarında geçen her şeyi anlatıyor . O sıcak gecenin içinden güzel kokularla , tanrısal bedeniyle İsa’nın gönlünü doyuran Meryem ‘’ Ben senin kulakların ve dudaklarınım , dedi , bana ne söylersen söyle , kendine söylemiş olacaksın , çünkü ben senin içindeyim .’’ deyip ilk inanan olacaktır .
O gece ‘Meryem inleyerek üzerine yığıldı ve dudaklarıyla İsa’nın çığlığını emdi .’ Peygamber olacağı müjdelenen birinin fahişe bir kadının kollarında tatmin olması , ona tutulması altı çizilir güzel bir şey . Saramago bu yüzden çok iyi . Görünmeyene , toz tutan yere ışık tutuyor .
Kayık sahnesine dönersek , İsa’nın köşeye sıkıştırmaları Tanrı’yı hayli zora sokuyordu . Tanrı bu , geri kalır mı yarattığı oğlundan eksik laf söylemek . ‘ben günahı ya da cezayı , ya da bunların uyandırdığı korkuyu yarattığımı hatırlamıyorum . Kapa çeneni , diye azarladı şeytanı tanrı , günah ve şeytan bir ve aynı şeydir . Peki o nedir , diye sordu İsa . Benim yokluğumdur . Kendi yokluğunu nasıl açıklarsın , sen mi köşeye çekilirsin yoksa insan mı seni terk eder . Ben asla çekilmem , asla .
Nehirden büyümüş olarak dönen İsa , onunla çileli yola çıkacak arkadaşlarının kaderini de kayıkta Tanrıdan öğrenmişti . Her biri acılarla dolu bir ölüme mahkum olacaklar . İsa acılı sonuyla bir an önce tanışmak istiyor …
İsa hala Golgota tepesinden bağırıyor ;’’ Kulağı olan sözlerimi işitsin . Eğer paylaşmazsanız , çoğalamazsınız .
İki mintanı olan , birini hiç mintanı olmayana versin , yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın .’’
Sorgulama , örtüleri kaldırma romanını yazmış Saramago . Babayı , anneyi sorguluyor , kardeşi aileyi komşuyu . Buradan yola çıkarak zirveye tırmanıyor Tanrıya ve şeytana tutanak tutuyor , savunma bekliyor . Bu mahkemeyi de sisli bir nehrin ortasında kayık içinde kuruyor Saramago . O sahnenin filmi de çekilir ayrı bir destan örneği de olabilir . O sahnededen bir ayet paylaşayım ; ‘sizi sahile götüreyim de insanlar tanrı ve şeytanın birbirlerine ne kadar benzediğini , birbiriyle ne kadar iyi anlaştıklarını görsün , dedi İsa ‘
Romanın verili metinlere bağlı kalarak yapılan kurgulaması çok güçlü . İsa’nın babası olan Aziz Yusuf’un komşusunu kurtarmak için civar köye gidişi ve orada Romalılara denk gelip çarmıha gerilişi ne büyük trajedidir . İyi niyetinin kurbanı olarak sallandırılacaktır , tüm masumiyetiyle marangoz Yusuf .
Evi terk eden genç İsa’nın kiliseye gidişi , orada sorduğu sorular , çobanın yanında işe başlaması , Fısıh festivalinde kuzuyu kesmeyi reddetmesi
kaderine doğru adım adım ilerlemektedir . Kuzu sürüden ayrılır , çöle iner tanrı , çırılçıplak İsa’nın karşısına çıkar bir bulut kümesi olarak .
Rab ile konuştuğunu bir an önce annesi , Nasıralı Meryem’e kardeşlerine anlatmak için eve dönmek için yollara düşer ama bilmez o evde ona inanan kimsenin olmadığını . Bu evden ikinci kez ayrılır ama bu kez dönmemek üzere .
Mecdel’de ona inanan biriyle tanışacaktır . Bu bir fahişe kadındır . İsa acılarını onun diri göğüslerinde unutacaktır . Mecdelli Meryem’e güvenip ona Rab ile aralarında geçen her şeyi anlatıyor . O sıcak gecenin içinden güzel kokularla , tanrısal bedeniyle İsa’nın gönlünü doyuran Meryem ‘’ Ben senin kulakların ve dudaklarınım , dedi , bana ne söylersen söyle , kendine söylemiş olacaksın , çünkü ben senin içindeyim .’’ deyip ilk inanan olacaktır .
O gece ‘Meryem inleyerek üzerine yığıldı ve dudaklarıyla İsa’nın çığlığını emdi .’ Peygamber olacağı müjdelenen birinin fahişe bir kadının kollarında tatmin olması , ona tutulması altı çizilir güzel bir şey . Saramago bu yüzden çok iyi . Görünmeyene , toz tutan yere ışık tutuyor .
Kayık sahnesine dönersek , İsa’nın köşeye sıkıştırmaları Tanrı’yı hayli zora sokuyordu . Tanrı bu , geri kalır mı yarattığı oğlundan eksik laf söylemek . ‘ben günahı ya da cezayı , ya da bunların uyandırdığı korkuyu yarattığımı hatırlamıyorum . Kapa çeneni , diye azarladı şeytanı tanrı , günah ve şeytan bir ve aynı şeydir . Peki o nedir , diye sordu İsa . Benim yokluğumdur . Kendi yokluğunu nasıl açıklarsın , sen mi köşeye çekilirsin yoksa insan mı seni terk eder . Ben asla çekilmem , asla .
Nehirden büyümüş olarak dönen İsa , onunla çileli yola çıkacak arkadaşlarının kaderini de kayıkta Tanrıdan öğrenmişti . Her biri acılarla dolu bir ölüme mahkum olacaklar . İsa acılı sonuyla bir an önce tanışmak istiyor …
İsa hala Golgota tepesinden bağırıyor ;’’ Kulağı olan sözlerimi işitsin . Eğer paylaşmazsanız , çoğalamazsınız .
İki mintanı olan , birini hiç mintanı olmayana versin , yiyeceği olan da bunu hiç yiyeceği olmayanla paylaşsın .’’

Yorumlar
Yorum Gönder